|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
taylan | kadın |
Eskişehir | 2006-11-03 |
|
Toplam Oy |
19 |
|
|
|
|
|
iyi günler dileğiyle
Dün gece benim minik bebeğim ağlayarak uyandı onun için uyandığımda eşimin televizyon seyrederken uyuyakaldığını farkettim ve onu yerine yatması için uyandırdım. Ben de mutfağa mama hazırlamak için geçtim. Eşim yerinden kaktı yatağımıza geldi, yatağın başında bir süre dikildi ve benim yanıma gelerek S. nerde dedi. Ben de şaşırdım ve buradayım ya dedim. tabii bu duruma bütün gece güldüm.
( Bu arada benim adım S.) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
köstebek | erkek |
İstanbul | 2006-11-07 |
|
Toplam Oy |
103 |
|
|
|
|
|
Bugün sabah işe giderken herzamanki gibi Power fm Geveze In The Morning Show u dinliyorum. Eski erkek dergilerinden mevzular filan açıldı. Playboy, Playmate, Erkekçe dergileri filan, Geveze yanındaki konuk : yok şunda şu hatun kapak oldu ilk yok bu derken, gevezede katıldı kapak konusuna. Asıl bomba burda, Gevezenin yanındaki kişi ismini hatırlamıyorum aynen şöle dedi : "Abi tüm sayfaları açmaya kalkmayalım, bazı sayfalar birbirine yapışmıştır" :)) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
nomeames | erkek |
İstanbul | 2006-10-26 |
|
Toplam Oy |
23 |
|
|
|
|
|
Bayram dönüşü, kredi kartı harcamaları hat safhada. Ekstre geldi bir bakim dedim. İyi, güzel çok güzel harcamışım, kendimi tebrik ettim. Ama bir baktım ki araya bişiler sıkıştırılmış. Yıllık Üyelik Ücreti : 25.00 YTL. Dedim nasıl olur. Yermi Anadolu çocuğu. Hemen 444044 aradım. Karşıma nazik bir hanımefendi çıktı. Standart konuşmalardan sonra geldik işin aslına. Dedim böle böle nasıl olur nasıl alıyorsunuz hangi yasal düzenlemeye dayanarak, dünyanın alışverişini yapıyorum o kartla dedim.
Kız: "sözleşmede var efendim böle böle birşey altına imza atıyorsunuz, bu ücret ilk sene alınmıyor 2. senede alınıyor" dedi. Derdemez, " Ama benin 10. yılım bu" :))) dedim ben yarıldım. Karşıdaki kızda S... anladı. Şey kemküm derken "tamam efendim bu seferlik iptal ediyorum onaylıyormusunuz" dedi. He Onaylıyorum dedim. Kapadım telefonu. :))
Vaddalanmayın hakkınızı arayın. "Kartımı İptal Ediyorum" numarası biraz bayatladı ama hala yemekteler. Afiyet olsun onlara ;) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
nomeames | erkek |
İstanbul | 2006-10-10 |
|
Toplam Oy |
0 |
|
|
|
|
|
Alıntı;
İyi günler, hoşgeldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?
- Para çekemiyorum ben...
- Şifrenizi yanlış giriyormuşsunuz Destur bey!...
- Şifre mi? Benim şifrem hep aynıdır, İstanbul'un kurtuluşu...
- Lütfen, bana şifreyi söylemeyin efendim.
- Hah, tamam hatırladım, 1956!!!
- Efendim o İstanbul'un kurtuluşu değil ama...
- Yaaaa!... Kaçtı İstanbul'un kurtuluşu?
- Efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
- Niye sen de mi bilmiyosun?...
- Biliyorum, ama güvenlik açısından benim şifreyi bilmemem gerekiyor.
- Ben sana şifreyi sormuyorum ki!... İstanbul'un kurtuluşunu soruyorum.
- Evet, ama...
- Şu an bankanızın ATM'sinden maaşımı çekemiyorum.
- Üzgünüz efendim geçici bir hatadan ötürü şu an tüm sistemlerimiz off'tadır.
(Bir saat kadar sonra)
- Ben şu an Of'dayım ve hala paramı çekemiyorum... |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
buffy | kadın |
İstanbul | 2006-08-13 |
|
Toplam Oy |
10 |
|
|
|
|
|
Hikaye bir minubuste geçiyor bizim 2 kız arkadaş minıbuste ertesi gün nerede buluşacaklarını falan filan konuşurlarken bakmış birinin inmesi gereken durak gelmiş minibuscuye aynen söyle demiş "Musait bir yerde buluşabilirmiyiz..." tabiki tüm minibus dumur olmuş :) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
brkdvnc | erkek |
İstanbul | 2006-08-11 |
|
Toplam Oy |
0 |
|
|
|
|
|
Bir gün arkadaşlarla Kadıköy'de gezerken 9-10 yaşlarından 2 tinerci çocukla polisin konuşmasını dinliyorduk, konuşma aynen şu şekil;
Polis çocuğun birine sordu: nerede oturuyorsun sen evin nerde senin ?
çocuk: evim falan yok orada burada oturuyorum dedi.
polis diğer çocuğa döndü: peki sen nerede oturuyorsun ?
diğer çocuk: komşuyuz dedi
tabi biz arkadaşla bu cevabı duyunca koptuk poliste bu cevap karşısında şok olmuştu tabi :)))))))))) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
şaşkın | kadın |
Bitlis | 2006-08-07 |
|
Toplam Oy |
0 |
|
|
|
|
|
Bir gün arkadaşlarla okey oyunu almaya karar verdik. Tabii kurban olarak ben seçildim.Küçük kardeşlerimle beraber kırtasiyeye gittim. Oradaki görevli beye acaba okey var mi diye sordum.Adam şaşırdı ama ben niye şaşırdığını pek anlamadım.Adam önce beni baştan aşağı süzdü.Sonra kim için istiyorsun diye sordu.Ben de kendim için dedim. Adam da bana ters ters bakarak eczane az ilerde dedi.Meğer yanlış anlamış ben okey deyince.O an yerin dibine girebilirdim.Bu arada adamın niye şaşırdığını da anlamış oldum.Arkadaşlara olanları anlattım koptular.O günden sonra bana bakış açıları değişti. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
ecemnaz25 | kadın |
Erzurum | 2006-08-03 |
|
Toplam Oy |
0 |
|
|
|
|
|
Şantiyelerden birinde bir kazaya maruz kalan duvarcı ustasının (memleketini, bölgesini boşverin) yazdığı tutanak aynen şöyle:
-İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede yatmama neden olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur.
Bildiğiniz gibi ben bir duvarcı ustasıyım. İnşaatın 6. katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık 250 kg. kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağıya indim bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım. 6. kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya salladım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili 6. kata çıkardım.
İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havada buldum. Nasıl bulmuyayım ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kg'lık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın burada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca 2 parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince bu sefer ben aşağıya inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de sbu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim. Başımlı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.
Hürmetle ellerinizden öperim.
Duvarcı Ustanız |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
ecemnaz25 | kadın |
Erzurum | 2006-08-03 |
|
Toplam Oy |
0 |
|
|
|
|
|
Bu hikaye kuru fasulyeye bayılan bir adamın Hikayesi. Fakat bu aşırı düşkünlük her zaman onu utandıracak etkisini gösteriyormus. Birgün bir kıza aşık olmuş. Evlenmeleri kesinleştiğinde "karım benim bu halime katlanamaz" deyip fasulye yemekten vazgeçmiş. Evlendikten bir kaç ay sonra işten eve gelirken yolda arabası arızalanmış.
Kasabada yaşadıkları için evi arayıp yürümek zorunda olduğunu ve geç elebileceğini söyleyip telefonu kapatmış. Yolun üzerinde bulunan bir cafe'nin yanından geçerken fırında fasulye kokusu etrafını sarmış. Yolunun uzun olduğnu ve fasulye yese bile etkisinin eve varıncaya kadar geçeceğini düşünmüş. İçeri girmiş cıkana kadar üc büyük porsiyon yemiş. Tüm yol boyunca "pit-put" ata ata eve gelmiş. Karısı onu kapıda karşılamış ve heyecanla "sevgilim sana akşam yemeğine en güzel sürprizi hazırladım" demiş ve gözlerini bağlamış. Adamı masanın başına oturtup bandı açmaması için söz almış. Bu sırada adam içinden bir tane daha geldiğini farketmiş. Tam karısı gözündeki bandı çıkaracakmış ki
telefon çalmış. Kadın gidip telefona bakmış. Karısı gittiği icin adam firsat bu firsat deyip ağırlığını bir bacağına verip salmış. Sadece gürültülü çıktığı ile kalmamış, bozuk yumurta gibi de kokmuş . Adam bir süre nefes alma zorluğu çekmiş ve rafındaki havayı dağıtmak için peçeteyi kullanmış.
Tam rahatladım derken yeni bir tane daha gelmiş. Ayağını kaldırıp "rriiiipppp" diye salmış. Bu seferki hakikaten kocaman bir şeymiş. Camlar zıngırdayıp, masadaki abaklar yerinden oynamış ve bir dakika sonra masadaki çiçekler solmuş. Karısının hala telefonla konuşup konuşmadığına kulak kabartmış ve söz verdiği üzere gözündeki bandı çıkarmamış. Neyse ki karısı konuşmaya devam ediyormuş. Adam on dakika boyunca hep böyle salıp peçeteyle kokuyu uzaklaştırmış. Telefondaki "bye-bye" lardan konuşmanın bitmeye yakın olduğunu anlayınca (yalnızlığının ve özgürlüğünün sonunu işaret eden) peçeteyi düzgün bir şekilde dürüp kucağına bırakmış ve ellerini üzerine koymuş. Karısı geri döndüğünde tam bir masumiyet tablosu çizip memnun bir şekilde gülümsüyormuş. Karısı uzun konuşmadan ötürü özür dilemiş ve gözündeki bandı açıp açmadığını sormuş. Açmadığına dair söz alınca "sürpriz" diye haykırmış.
Adam dehşetle doğum günü partisi için masanın etrafina oturmuş olan on iki kişiyi görmüş...:)) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
darkblue | erkek |
İstanbul | 2006-07-21 |
|
Toplam Oy |
0 |
|
|
|
|
|
1997 yılının aralık ayıydı.
Bir vakıf universitesine kaydımı yaptırmıstım. Aradan 1 hafta gecmişti. Okulda hosuma gitmeyen bazı olaylar vardı okulla ilgili problemler.
Okulun sahibinin odasına gittim. Odanın onunde sekreteri benimle ilgilendi ve beyfendi şu an mesgul biraz oturun alacam sizi içeriye dedi.
Oturdum sekreterin karşısına. Birkaç dakika sonra muhabbet etmeye başladı benle. İşte nedir görüşmek istediğiniz konu gibi şeyler sordu. Benim de beklemekten canım sıkılmıştı ve anlatmaya başladım okuldaki problemleri.
Neyse sekreter hanım benim okulla ilgili şikayetlerimi dinledikten sonra,başladı okulu anlatmaya tabi bu anlatımlar tamamen reklam kokan anlatımlardı. İşte bizim okulumuz şöyle iyidir boyle iyidir ama nasıl övüyor anlatamam.
Birkaç dakika sonra artık sinirlenmiştim kaldı ki zaten yanlış şeyler anlatıyordu. Artık dayanamadım ve dedim ki: Bir dakika hanımefendi. Ben beyfendiyle görüşmeye geldim size ne oluyo ki siz ne diye burda savunma moduna geçtiniz benim sizinle işim yok ki. Siz niye geldiniz diye sordunuz diye söyledim. Ama siz sanki babanızın okulu gibi övmeye başladınız okulu. Kısa bir süreli içten bir tebessüm etti sekreter hanım. Ben de içimden dedim ki ya hakketten dengesiz heralde bu kız.
Sonra kızın evet babamın okulu ben de babamın sekreteriyim demesiyle ne yapacağımı şaşırdım ve birkaç saniye içinde kendime gelerek, hiç bozuntuya vermeden, iyi o zaman zaten size anlattım gerekenleri zaten, siz anlatırsınız artık gerekli yerlere dedim ve çıktım.
ondan sonraki 5 yıl boyunca onunla okul bahcesinde her karşılaştığımızda birbirimize bakıp güldük ama bir daha kesinlikle konuşmadık. Siz siz olun "babanın malımı" cümlesini kullanmadan önce iyice düşünün ve öyle kullanın. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Amerika'da bir süpermarkette, müşteri yarım kivi satın almak istiyor.
Tezgahtar bunun mümkün olmadığını söylüyor.
Kavga çıkıyor. Tezgahtar koşa koşa müdüre çıkıyor: "
"Efendim, hayvanın biri yarım kivi almak istiyor" der demez şöyle bir arkasına dönünce ne görsün,
Müşteri arkasından gelmiş, ensesinde duruyor...
Tezgahtar hemen müşteriyi işaret ediyor:
" Bu beyefendi de diğer yarısını almak istiyor, efendim..."
Müdür durumu anlıyor, adama yarım kiviyi mecburen gönderiyorlar.
Müdür bir saat sonra tezgahtarı çağırtıyor:
"Tebrik ederim, çok zeki davrandın, iyi idare ettin. Nerelisin sen?
" Brezilyalıyım efendim..."
"Amerika'ya niye geldin?"
"Brezilya cazip bir yer değil efendim, orada insanlar ya orospu, yada futbolcu..."
"Biliyor musun benim karım da Brezilyali..."
"Yaa öyle mi, acaba karınız hangi takımda futbol oynuyor ? |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|