|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
köstebek | erkek |
İstanbul | 2006-11-07 |
|
Toplam Oy |
0 |
|
|
|
|
|
Dün öğlen yemeği için arkadaşlar çıktık. Bizim iş yerinin hemen yakınındaki ev yemekler yapan bir lokantaya gidiyorduk. Bir yağmur, bir fırtına fırtına ile birlikte soğuk iliklerimize kadar işledi. Yağmurda ıslanmamak için koşa koşa giderken, yoldan arabasıyla geçen bir hay... abimiz beni bir ıslatmış ki elim yüzüm çamur oldu. Abi durdu söyleyecek bişi bulamıyo hatalı, şunu demez mi " Bu yağmurda dışarıda ne işin var be kardeşim " :))
Bende "Sana mı sorucam lan dışarı çıkarken" dedim. Abi baktı ki kalabalığız lafı bir güzel yedi ve yoluna devam etti. O lafı yedi ben çamur yedim. Hangimiz daha karlı anlamadım :)) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
köstebek | erkek |
İstanbul | 2006-11-07 |
|
Toplam Oy |
103 |
|
|
|
|
|
Bugün sabah işe giderken herzamanki gibi Power fm Geveze In The Morning Show u dinliyorum. Eski erkek dergilerinden mevzular filan açıldı. Playboy, Playmate, Erkekçe dergileri filan, Geveze yanındaki konuk : yok şunda şu hatun kapak oldu ilk yok bu derken, gevezede katıldı kapak konusuna. Asıl bomba burda, Gevezenin yanındaki kişi ismini hatırlamıyorum aynen şöle dedi : "Abi tüm sayfaları açmaya kalkmayalım, bazı sayfalar birbirine yapışmıştır" :)) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
köstebek | erkek |
İstanbul | 2006-04-12 |
|
|
|
|
|
Geçen gün bir müşteriye acil yetiştirmemiz gereken bir cd vardı. Acil olunca kurye çağırmaya karar verdik. Neyse ben cd yi kağıt kabına koyup sekretere götürdüm. Üstünede gideceği yeri ve teslim alacak olan kişinin ismini yazmaya çalışıyodum. Ama bir türlü yazamadım kalemden kaynaklanıyodu tam o sırada sekreter demez mi " şu kağıdı cd nin altına koyun" içinde cd olan kağıdı yerinden kaldırım kağıdı altına koydu. :)) sonra sonra kitlendi tabi, bu cd dedi kağıdı çaktırmadan geri aldı :)) Anladı ne duruma düştüğü. Neyse dalgınlık tabi olur böyle şeyler. :)) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
köstebek | erkek |
İstanbul | 2006-01-13 |
|
|
|
|
|
Söz Trabzondan açılmışken, bir öğle yemeği için karadeniz lokantasına gitmiştik, adını hatırlayamıyorum ama gerçekten çok leziz bir yerdi. Yemeklerimizi yedik sonra üstüne meyve yiyelim dedik, ben garsonu çağırarak "ortaya bir meyve tabağı getirirmisiniz" dedim, 2 dk sonra garson elinde boş bir tabakla geldi. Dedim "bu niye boş", garson da "siz benden meyve tabağı istediniz" demez mi. :)) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
köstebek | erkek |
İstanbul | 2006-01-06 |
|
Toplam Oy |
0 |
|
|
|
|
|
Cumartesi akşamı, 3 arkadaş bir cafe den çıkıp eve doğru giderken, yürüdüğümüz kaldırım üstündeki çöpleri karıştıran iri yarı bir köpek vardı. Önden giden arkadaş parmağıyla köpeğin orasını elledi, tabi köpek arkasına dönünceye kadar elleyen arkadaş baya yol almıştı. Köpek arkasını dönmesiyle beninle yüz yüze kaldı, bende orda tutuldum kaldım :)) Köpeğin bir bakışı vardı ki anlatamam, karşımda insan varmış gibi "vallahi ben yapmadım" dedim ama anlamadı. Kovalamaya başladı beni, arkadaşlarda kıs kıs beni izledi tabi. :)) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
köstebek | erkek |
İstanbul | 2006-01-02 |
|
|
|
|
|
Geçen yıl Çekmeköydeki yedek subay acemi birliğinde, öğle arası, askere de gidenler iyi bilir, hindi vardı. Bizde hergün hindi eti yemekten ögh oldumuz için, kışla içersindeki dürümcüye gittik.
Arkadaşımız M.U. (kendisi karadenizlidir), akıllı olduğu için önden dürümü aldı, ayranını açtı bir güzel afiyetle yemeye başladı. Bizler de dürümlerimizi aldık ayranı içmeden çalkalamak lazım tabi. Bir güzel sallamaya başladık, bizi gören M.U arkadaşımız başladı mı elindeki ayranı çalkalamaya :)) Bütün dürümcü ayran içinde kaldı, biz gülmekten kendimizi dışarıdaki cimlere saldık :) Eğlenceli bir öğle yemeğiydi. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Temel ile Dursun can sıkıntısından bir kayık kiralarlar. Balık avlamaya çıkarlar... Bir zaman kürek çekerek açılırlar, derken hazırlıklar biter, oltaları denize atarlar... Atar atmaz balıklar da oltaya takılmaya başlar. Temel ile Dursun’un keyifleri yerindedir...
Temel Dursun’a:
-Ula Dursun haburiya bi işaret kuyalum yarun burayi bulmamuz kolay olur...
Derken sahile dönerler, kayıktan inerken Temel Dursun’a gene sorar:
-Ula Dursun işaret koymayi unutmadun değil mi?
Dursun:
-Ula hiç unutur miyum, işaret tamam...
-Nasi işaret koydun?
Dursun:
-Bağa soracağuna kayuğun ucina bak... Çarpi koydum.
Temel sinirlenir:
-Ula o işareti denize yapacağidun kayuğa değil... Ayni kayuğu başkasi kiralarsa gitti baluklar... |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|