Ana Sayfam YapSık Kullanılanlara EkleÜyelik Başvurusu YapŞifremi UnuttumKurallar
Sn. Ziyaretçi Hoş Geldiniz.
billur
köstebek
timsah
nomeames
taylan
%95
%2
%1
%1
%0
3989 Oy
103 Oy
60 Oy
23 Oy
19 Oy
Cem YILMAZ
Ata DEMİREL
Beyazıt ÖZTÜRK
Şahan GÖKBAKAR
En Başarılı Komedyen Sizce Kim?
Kasım 2006, Kontör Kazanan Üyelerimizi Görmek İçin TIKLAYIN!
Aralık 2006 Yarışmamız 5 Aralıkta Başlayacaktır. Bknz. Kurallar!
Yaşam
özge | kadın | Elazığ | 2006-03-01 Toplam Oy | 0
Geçenlerde dabben filmine gitmiştim. Filmde herkes çok korkuyordu ama kimse belli etmemeye çalışıp kahkahalar atıyorlardı. Sonra arkamda birilerinin şunları konuştuğunu duydum

- oğlum ben çok korkuyorum.

- sus bee

- oğlum bende panik atak var

- sus oğlum, milleti korkutucan şimdi

- çıkış yazısının ışıı yanıp sönmeye başladı, noluyoo laann

- ara verilcek, ara...

film arasında, ışıklar sönünce milletin olduğu yere sinmiş olduğunu gördüm. sonra yeniden kahkahalar başladı:

"ehe ben korkmadım ki"

"çok komik filmmiş bu bee" (yusuf yusuf...)

bir kızın arkadaşına ciddi ciddi "ben bu akşam annemle yatıcam dediğini" de duydum bu arada. (ben de ne çok şey duymuşum, evet... )
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Oy Ver
ibrahimkok | erkek | İstanbul | 2006-03-01 Toplam Oy | 0
Köyümdeki İlkokulda 5. sınıfta okuyordum. Bir gün öğretmenimize memleketinden 1 bidon turşu göndermişler turşuyu kasabada bir bakkal dükkanına bırakmışlar öğretmenimizde beni ve 2 arkadaşımı turşuyu almamız için görevlenirdi. 1 eşek ile 3 arkadaş yola çıktık kasaba oldukça uzak olduğu için yolda herkes eşeğe binmek istiyor ancak sıra ile biniyorduk, kasabada bakkala vardık, bakkal amca turşuyu vermeden dur bir tadına bakayım dedi turşudan bir parça aldı, tabi bizimde ağzımız sulandı bu durumda hemen turşuyu aldık yola koyulduk çocukluk tabi dayanamadık ve yolda turşunun yarısını yedik sonrada korkudan ne yapacağımızı düşünürken aklımıza dere geldi dereden bir güzel su ile doldurduk bidonu ve öğretmenimize götürdük ertesi günü öğretmenimiz turşu eksik gelmiş nedense! ama olsun zaten bozulmuş turşuda deyince kıpkırmızı bir suratla 3 arkadaş birbirimize baktık ve bir daha turşu yedikçe aklımıza hep öğretmenimiz geldi.
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Oy Ver
ibrahimkok | erkek | İstanbul | 2006-03-01 Toplam Oy | 0
Bir Simit Sarayı'nda oturmuş aç karnımızı doyurmaya çalışıyorduk arkadaşlarla.. Hoş sohbet eğleniyoruz.. O sırada arkadaşın bir tanesi başladı gülmeye.. Ama nasıl gülmek.. Tabi biz merak ediyoruz ne oldu birden bire diye.. Arkadaş gülmekten derdini anlatamıyor son bir hamle ile eliyle bize duvardaki yazıyı işaret etti.. Duvarda yazan yazı: "Lütfen Cep Telefonunuzu Tanımadığınız Kişilere Vermeyiniz!!"
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Oy Ver
citlenbik | kadın | Çanakkale | 2006-02-16
Geçen pazar ailecek karşıya gidiyorduk. Sabah saat 9 gibi filandı herhalde. Deniz havası almak içinde Bakırköy sahilinden doğru Eminönü istikametine gidiyorduk. Yolda giderken, sol tarafta üzerinde turuncu fosforlu yelekler olan 10 kişilik bir grup koşu yapıyordu, Annem grubu gördüğü anda " Bakın Çöpçüler Antreman Yapıyor", bende hemen anneme " hee oldu, daha iyi hizmet verebilmek için" dedim. Olayın aslı annem o kişileri çöpçü sanmıştı ama değildi, sadece spor yapan bir amatör bir futbol takımı idi. Tabi anneme gerçeği söyleyince bir kahkaha tufanı başladı. :)
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Ödüllü
citlenbik | kadın | Çanakkale | 2006-02-12 Toplam Oy | 0
Bugün TV de gördüğüm bir haber, Kesin izlemişsinizdir,
Sn Başbakanımız Tayip Erdoğan ile Kendinisi Protesto Eden Çiftçinin Arasınında Geçen Dialog. :))

Başbakan: Böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma.
Kemal Öncel: Terbiyesizlik yapmıyorum. Lütfen bana hakaret etmeyin.
Başbakan: Artistlik yapma .
Kemal Öncel: Artistlik yapmıyorum, ben sanatçı değilim.
Başbakan: İyi bir sanatçısın.
Kemal Öncel: Tarım bakanımızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz? .
Başbakan: Lan terbiyesizlik yapma.
Kemal Öncel: Lan mı? .
Başbakan: Evet .
Kemal Öncel: Lan mı? Canın sağ olsun.
Başbakan: Şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?
Kemal Öncel: Ne zaman?.
Başbakan : Şimdi.
Kemal Öncel: Benim mahsulüm öldükten sonra mı? 2 senedir anamız ağlıyor.
Başbakan : Hadi ananı al git buradan.

:))) Yorum Sizlere... Benim Çiftçim Benim Köylüm...
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Oy Ver
alekhin | erkek | İstanbul | 2006-02-11 Toplam Oy | 0
alıntıdır.... filmde amerikalı askerlerin konteynırı taradığı sahneden sonra biri dayanamarak ayağa kalkar ve "polat da bu adamı öldürmezse ben bir daha kurtlar vadisi falan izlemem"...
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Oy Ver
nerdogan | kadın | Bursa | 2006-02-08 Toplam Oy | 0
Cerrahınızın Zor Anları : Nostalji 1

Herkesin hayatı boyunca kırdığı potlar, yaptığı yersiz hareketler olmuştur.

Bir çok insan da bunun doğal olduğunu, herkesin hata yapabileceğini düşünür.

Ama cerrahlar asla hata yapmaz, yapamaz, yapmamalı!...

Önce nasıl yetişiriz, saksıda mı, bahçede mi, ne yer ne içeriz, nasıl bir türüz onu anlatayım, diğer yazılarda da serüvenlerimi anlatacağım.

Öğrencilik yıllarını da sayarsak yirmiiki yıldır ameliyathanede yaşayan, akvaryumdaki bir balık nasıl kendini doğal ortamında sanırsa kendini o hengamenin içinde o kadar rahat hisseden cerrahınız ve tarif yazarınız ne badireler atlattığını ve bugünlere nasıl gelebildiğini(!) anlatmak istiyor.

İster güler, ister düşünürsünüz, size kalmış.



Herşeye ilk baştan, yani cerrah olmaya karar verdiğim günden başlamalıyım.

1983 yılı, aylardan Mayıs, tıfıl bir üçüncü sınıf öğrencisi iken ameliyathane ortamını ve yakışıklı olduğunu söylediği bir asistanı görmeye giden bir arkadaşın peşine takılıp İstanbul Tıp Fakültesi Cerrahi binasının yaklaşık yüzyıllık tesislerine gittim.

Ameliyathane denen yer yüksek kapılı, boyalı camları olan, içerden yoğun bir buhar ve antiseptik kokusunun yayıldığı kasvetli bir yerdi.

İlk izlenimleri daha sindirememişken ayakkabıları çıkartıp özel terliklerden giymek gerektiğini öğrendim,
daha doğrusu, palabıyıklı, yeşiller giymiş, kafasında ameliyat takkesi olan bir personel gelip bağırarak bizi yola getirdi.

Üstüste ve alt alta atılmış sabolardan teklerini bulabildiklerimizi giydik, tam girecekken adam yine haykırarak yeşil giymemizi söyledi. Yeşil de ne ki falan derken başkasının çıkartığı alt üst keten takımları önümüze attı, mecburen giydik.

Üstü çok dar, altı çok bol ve uzun kıyafetlerle hiç olmadığımız kadar şıktık.

O zamanlar henüz Cerrahi Monoblok yeni yapılıyordu, o yüzden bina çok köhneydi.

Korka korka ilerledik ve kendimiz bol lavabolu, fayanslı bir salonda bulduk.

Ortalıkta bir sessizlik hakimdi, biz de korkup, fısıltıyla konuşmak zorunda kaldık.

Lavaboların önünde bir iki tane kıllı cerrah sabunlanıyordu, bir de baktık, biz de halen eksikler var. Hemen kapıya döndük, maske ve bone takıp geldik. Bu kamuflajları takınca tanınmayacağımızı sandık ama çok kısa süre sonra öğrendim, esas böyle göze batıyormuşuz.

Yıkanma salonuna açılan kapılar Teksas barları usulü iki yönlüydü. Sonradan bunun ameliyat sedyelerini daha rahat çıkarabilmek için olduğunu öğrendim.

İşte bu kanatlı kapılardan birinden içeri girelim dedik ve çatık kaşlı bir personel ( sadece göz ve kaşları görünüyordu ) ve bizi tersleyen bir hemşireyle karşılaştık. Kadın ciyakladı" Yeşillere dokunmayın! " Yahu biraz evvel yeşil giyin dediniz, giydik, şimdi tam aynı rengi almışken niye bizi dışlıyorsunuz dememize kalmadı, hastanın başına üşüşmüş ameliyat eden cerrah sürüsünden ses geldi. " Merhaba kızlar "

Birden irkildim. Tanrım bu yaratıklar bizi farketti, hadi kaçalım diyeceğim, arkadaşım çok mutlu bir şekilde gülümsüyordu (herhalde).

Odanın ambiyansı beni açmadı, başka bir odaya gitmek istiyorum, bizimki gitmiyor, anladım ki ilgilendiği ameliyat orada, onu eğitimiyle başbaşa bırakıp ortamdan kaçtım. Ama labirentteki fare gibi yine aynı salona çıktım.

Göğsümde bir sıkıntı ile ne yapacağını bilemez halde ortalıkta gezinirken kanatlardan biri açıldı. İçerden üzerindeki "ah,of " eden hastayı taşıyan gacırtılı bir sedye, yanında itekleyen personel, arkasında da üstü başı kanlı iki adam çıktı.

Hafiften kafayı yemiş bir şekilde sedyenin arkasından dışarıya seyirtiyordum ki, biri bana seslendi. " Hey, işin var mı? "

Döndüm ki, uzun buylu gözlüklü ve kel olduğunu sonradan anladığım bir abi bana sesleniyor. Konuşması biraz daha yumuşaktı, böylece ben de kendisini yanıtlama cesaretini kendimde buldum.

Kırık - dökük bir sesle " Ameliyat seyretmeye gelmiştim, şimdi gidiyorum " demeye kalmadı, " adama ihtiyaç var, ameliyata girer misin ? " dedi. Utanmasam sağıma soluma bakıp duymazlıktan geleceğim ama bu cerrah benimle konuşuyor???

Yaradana sığınıp " Peki " dedim.

İlk kez yıkanıp, steril yeşillerden giydim ve üç saat boyunca elime verilen ekartörleri çektim.

Arkadaşım beni aramış ama bulamayınca gittiğimi sanıp çıkmış.

Halbuki Genel Cerrahi Ananbilim Dalı 2.Cerrahi Kliniği ameliyathanesindeydim ve yeni bir hayata başlamak üzereydim.

Bundan sonra olanlar yeni bir yazı konusu olacak.

Konuyu ciddiye aldığımı gören cerrahların daha önceki çıtır çerez muamelesi nasıl değişti, nelerle karşılaştım onları anlatacağım.

Diyeceğim o ki, cerrah olmak, hele ki bayanından olmak çok zor. Sürçü lisan olursa affola..

Sevgiyle kalın.

Op.Dr.Nilgün Erdoğan
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Oy Ver
alex | erkek | İstanbul | 2006-01-25 Toplam Oy | 0
Olay bugün gerçekleşti, kız arkadaşımla dolaşırken, malum yerler kaygan kar, buz. Kız arkadaşım önden doğru gidiyordu, mağazalara bakıyordu, ben onun yanına gelmeye çalışırken, yerde buldum kendimi, popumun üstüne. Ama öle bir yerden kalktim ki arkadaşım arkasını döndü, noluyor diye bakmasına kalmadan ben ayaktaydım. Bende ona "arkadaki adam yer düştü de onu kaldirdim" dedim. :)) Karizmayı bozmayalım dedik, ilk birkaç 100 metre biraz topalladım çaktırmadan ama sonra düzeldim allahtan. Düştüğümü bilse herhalde tüm gün boyu dalga geçerdi benle.
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Oy Ver
cornelia | kadın | İzmir | 2006-01-25 Toplam Oy | 0
Bir gün sabahin köründe otobanda gidiyoruz emniyet seridinde iki tane at kosturuyo arkasindada bitane ekip otosu aynen su anonsu yapiyo "düüürrsssttt düüüürrrrsssstt"
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Oy Ver
sarsbio | erkek | İzmir | 2006-01-24 Toplam Oy | 0
Bir Ramazan günü bakkala ekmak almaya gitmistim. Bakkal çok fazla kalabalik degildi. Adamin biri içeri girdi ve bakkala dönerek, "Pardon bana 19 tene ekmek verir misin?" dedi. Bakkal da "-Abi 20 tane vereyim düz hesap olsun" deyince adam da aynen su cevabi verdi. "ohaaa o kadar ekmegi kim yiyecek".
Arkadaşına Gönder Yorum Yaz Yorum Oku Oy Ver
1 2 3 4 5
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında,
- "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi." demişler...
Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve,
- "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler...
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş,
- "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"
Arkadaşına Gönder
Komik Videolar | En Komik Hikayeler | Son Eklenen Hikayeler | Ti' ler | Fıkralar | Üye Ol | Kurallar |İletişim
Ranking-Hits
38.103.63.61.214.0.024