|
1997 yılının aralık ayıydı.
Bir vakıf universitesine kaydımı yaptırmıstım. Aradan 1 hafta gecmişti. Okulda hosuma gitmeyen bazı olaylar vardı okulla ilgili problemler.
Okulun sahibinin odasına gittim. Odanın onunde sekreteri benimle ilgilendi ve beyfendi şu an mesgul biraz oturun alacam sizi içeriye dedi.
Oturdum sekreterin karşısına. Birkaç dakika sonra muhabbet etmeye başladı benle. İşte nedir görüşmek istediğiniz konu gibi şeyler sordu. Benim de beklemekten canım sıkılmıştı ve anlatmaya başladım okuldaki problemleri.
Neyse sekreter hanım benim okulla ilgili şikayetlerimi dinledikten sonra,başladı okulu anlatmaya tabi bu anlatımlar tamamen reklam kokan anlatımlardı. İşte bizim okulumuz şöyle iyidir boyle iyidir ama nasıl övüyor anlatamam.
Birkaç dakika sonra artık sinirlenmiştim kaldı ki zaten yanlış şeyler anlatıyordu. Artık dayanamadım ve dedim ki: Bir dakika hanımefendi. Ben beyfendiyle görüşmeye geldim size ne oluyo ki siz ne diye burda savunma moduna geçtiniz benim sizinle işim yok ki. Siz niye geldiniz diye sordunuz diye söyledim. Ama siz sanki babanızın okulu gibi övmeye başladınız okulu. Kısa bir süreli içten bir tebessüm etti sekreter hanım. Ben de içimden dedim ki ya hakketten dengesiz heralde bu kız.
Sonra kızın evet babamın okulu ben de babamın sekreteriyim demesiyle ne yapacağımı şaşırdım ve birkaç saniye içinde kendime gelerek, hiç bozuntuya vermeden, iyi o zaman zaten size anlattım gerekenleri zaten, siz anlatırsınız artık gerekli yerlere dedim ve çıktım.
ondan sonraki 5 yıl boyunca onunla okul bahcesinde her karşılaştığımızda birbirimize bakıp güldük ama bir daha kesinlikle konuşmadık. Siz siz olun "babanın malımı" cümlesini kullanmadan önce iyice düşünün ve öyle kullanın. |
|